İçeriğe geç

Bayraklı / İzmir

+90 (507) 059 92 68

Ömer Tör Hukuk BürosuAvukatlık ve hukuki danışmanlık

Ceza Muhakemesinde Müdafi Yardımından Yararlanma Hakkı

Avukat Ömer Tör4 dakika

Ceza Muhakemesi Kanunu, şüpheli ve sanığın müdafi yardımından yararlanmasını bir hak olarak düzenlemiş; çocuklar, kendisini savunamayacak durumda olanlar ve alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezası gerektiren suçlarda istem aranmaksızın müdafi görevlendirilmesini öngörmüştür.

Hükmün Kapsamı

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, savunma hakkını muhakemenin her evresinde güvence altına alır. Bu güvencenin merkezinde, şüpheli ve sanığın bir müdafi yardımından yararlanma hakkı yer alır. Müdafi, şüpheli veya sanığın ceza muhakemesinde savunmasını yapan avukattır; suçtan zarar göreni veya katılanı temsil eden avukat ise vekil olarak adlandırılır.

Kanun, müdafi yardımından yararlanmayı iki ayrı yol üzerinden düzenler. Birincisi, şüpheli veya sanığın kendi seçtiği bir avukatı müdafi olarak görevlendirmesidir. İkincisi, kişinin müdafi seçecek durumda olmadığını bildirmesi ya da Kanun’un istem aranmaksızın görevlendirme öngördüğü bir hâlin bulunması üzerine, baro tarafından müdafi görevlendirilmesidir.

Müdafiin Seçimi ve Sayısı

Şüpheli veya sanık, soruşturma ve kovuşturmanın her aşamasında bir veya birden çok müdafiin yardımından yararlanabilir. Kanun, kanuni temsilcisi bulunan kişiler bakımından temsilcinin de müdafi seçebilmesine imkân tanımıştır.

Soruşturma evresinde ifade alma sırasında hazır bulunabilecek avukat sayısı bakımından Kanun’da sınırlama öngörülmüştür; bu sınırlama işlemin düzen içinde yürütülmesini sağlamaya yöneliktir ve müdafi sayısının kendisine ilişkin bir yasak değildir.

Müdafiin görevi, vekâletname sunulması veya baro görevlendirmesinin dosyaya bildirilmesiyle başlar. Görevlendirme kapsamının hangi evreyi ve hangi işlemleri içerdiği, başlangıçta açıklığa kavuşturulmalıdır.

Aynı avukatın birden çok şüpheli veya sanığın müdafiliğini üstlenmesi bakımından sınır, menfaat çatışmasıdır. 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 38. maddesi, aynı işte menfaati zıt tarafa hukuki yardımda bulunulmasını yasaklamıştır. Ceza Muhakemesi Kanunu da bir müdafiin, aralarında menfaat çatışması bulunan birden fazla şüpheli veya sanığın savunmasını aynı anda üstlenemeyeceğini düzenler. Çatışmanın soruşturma sırasında ortaya çıkması hâlinde görevin bırakılması gerekebilir; bu nedenle menfaat çatışması denetiminin görev üstlenilmeden önce yapılması gerekir.

İstem Aranmaksızın Müdafi Görevlendirilmesi

Ceza Muhakemesi Kanunu, bazı hâllerde şüpheli veya sanığın talebi aranmaksızın müdafi görevlendirilmesini öngörmüştür. Bu hâller şunlardır:

  • Şüpheli veya sanığın çocuk olması,
  • Kişinin kendisini savunamayacak derecede malul olması,
  • Kişinin sağır ve dilsiz olması,
  • İsnat edilen suçun, kanunda alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren bir suç olması.

Bu hâllerde müdafi, istem olmasa dahi görevlendirilir. Kişinin müdafi istemediğini beyan etmesi, bu hâllerde görevlendirmeyi engellemez; zira düzenlemenin amacı, savunmasını yeterince yapamayacak durumda olan kişinin korunmasıdır.

Bunların dışındaki hâllerde, şüpheli veya sanığın müdafi seçebilecek durumda olmadığını bildirmesi üzerine barodan müdafi görevlendirilmesi istenir. Görevlendirilen müdafiin ücreti, kişiden değil, mevzuatta gösterilen kaynaktan karşılanır.

Müdafiin Dosya İnceleme Yetkisi

Müdafi, soruşturma evresinde dosya içeriğini inceleyebilir ve istediği belgelerin bir örneğini alabilir. Bu yetki savunmanın hazırlanabilmesi için temel önemdedir: isnadın dayandığı delillerin bilinmemesi hâlinde etkili bir savunma yapılamaz.

Kanun, soruşturmanın amacını tehlikeye düşürebilecek hâllerde bu yetkinin hâkim kararıyla sınırlandırılabilmesine imkân tanımıştır. Bu sınırlama istisnai niteliktedir ve Kanun’da gösterilen suçlar ile koşullar bakımından uygulanır. Ayrıca yakalanan kişinin veya şüphelinin ifadesini içeren tutanaklar ile bilirkişi raporları ve hazır bulunmaya yetkili oldukları diğer adli işlemlere ilişkin tutanaklar bakımından sınırlama uygulanmaz.

Kovuşturma evresinde ise dosya içeriğinin incelenmesi ve örnek alınması bakımından sınırlama söz konusu değildir.

Dosyanın incelenmesi yalnızca bir bilgilenme aracı değildir; savunma stratejisinin dayanağıdır. İddianın hangi delillere dayandığı, delillerin hukuka uygun biçimde elde edilip edilmediği ve toplanması istenecek karşı delillerin neler olduğu bu inceleme sonucunda belirlenir. Bu nedenle soruşturma dosyasına erişim talebinin, ifade işleminden önce iletilmesi uygulamada önem taşır.

İfade ve Sorgu İşlemlerinde Müdafi

İfade alma ve sorgu işlemlerinden önce kişiye; isnat edilen suç, susma hakkı, müdafi yardımından yararlanma hakkı ve şüpheden kurtulması için somut delillerin toplanmasını isteyebileceği bildirilir. Bu bildirimin yapılmamış olması, alınan beyanın delil değeri bakımından tartışma doğurur.

Kanun, müdafi hazır bulunmaksızın kollukça alınan ifadenin, hâkim veya mahkeme huzurunda şüpheli ya da sanık tarafından doğrulanmadıkça hükme esas alınamayacağını düzenlemiştir. Bu kural, müdafi yardımından yararlanma hakkının fiilen güvence altına alınmasını sağlamaya yöneliktir.

İfade alma ve sorgu işlemlerinde müdafiin rolü yalnızca hazır bulunmakla sınırlı değildir. İşlem sırasında tutanağa geçirilmesini istediği hususları bildirebilir, sorulan sorunun kapsamına ilişkin itirazını kayda geçirtebilir ve işlemin hukuka aykırı biçimde yürütüldüğü kanısındaysa bunu tutanağa yazdırabilir. Tutanağın imzalanmasından önce içeriğinin okunması ve beyanın doğru yazılıp yazılmadığının denetlenmesi de bu kapsamdadır; zira ifade tutanağı, sonraki aşamalarda üzerinde tartışılacak temel belgelerden biridir. Beyanın tutanağa eksik veya farklı geçirildiği hâllerde bu durumun aynı işlemde kayda geçirilmesi, sonradan ileri sürülecek itirazın dayanağını oluşturur.

Müdafiin Sır Saklama Yükümlülüğü

Müdafi sıfatıyla hareket eden avukat, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 36. maddesi kapsamında sır saklama yükümlülüğü altındadır. Bu yükümlülük, vekâlet ilişkisi kurulmamış olsa dahi görüşmede öğrenilen bilgileri kapsar ve iş sona erdikten sonra da devam eder. Kanun ayrıca avukata, bu hususlarda tanıklıktan çekinme hakkı tanımıştır.

Şüpheli veya sanığın müdafi ile görüşmesinin gizliliği de Ceza Muhakemesi Kanunu’nda ayrıca güvence altına alınmıştır. Görüşmenin dinlenmesi veya kaydedilmesi kural olarak mümkün değildir.

Dikkat Edilecek Noktalar

Uygulamada öne çıkan hususlar şunlardır:

  • Müdafi yardımından yararlanma bir haktır; ifade işleminden önce talep edilmesi mümkündür ve talep kayda geçirilmelidir.
  • Kanun’da sayılan hâllerde müdafi, istem aranmaksızın görevlendirilir.
  • Müdafi ile vekil sıfatları farklıdır; menfaati çatışan kişilerin aynı avukat tarafından temsili mümkün değildir.
  • Soruşturma dosyasının incelenmesine ilişkin sınırlama istisnaidir ve Kanun’da gösterilen belgeler bakımından uygulanmaz.

İsnat edilen suçun niteliği, uygulanacak özel kanun hükümleri ve olayın koşulları bu değerlendirmeyi değiştirebileceğinden, her olayda ilgili hükmün ayrıca incelenmesi gerekir.

Bu yazı yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki görüş, tavsiye veya danışmanlık niteliği taşımaz. Yazının kaleme alındığı tarihten sonra mevzuat değişmiş olabilir. Somut bir uyuşmazlıkta yazı içeriğine dayanılarak işlem yapılması önerilmez.
  • ceza hukuku
  • ceza muhakemesi kanunu
  • müdafi
  • savunma hakkı

Tüm bilgilendirme yazıları