Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar ve İtiraz Usulü
Avukat Ömer Tör4 dakika
Soruşturma evresi, Cumhuriyet savcısının iddianame düzenlemesi ya da kovuşturmaya yer olmadığına dair karar vermesiyle sona erer. Bu karara karşı, tebliğ tarihinden itibaren işleyen süre içinde sulh ceza hâkimliğine itiraz edilebilir.
Soruşturma Evresinin Sonu
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, ceza muhakemesini soruşturma ve kovuşturma olmak üzere iki evreye ayırmıştır. Soruşturma evresi, bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâlin öğrenilmesiyle başlar ve Cumhuriyet savcısının delilleri toplayıp bir sonuca varmasıyla sona erer.
Bu evrede Cumhuriyet savcısı, maddi gerçeğin ortaya çıkarılması amacıyla şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri birlikte toplamakla yükümlüdür. Soruşturmanın konusu, yalnızca isnadı destekleyen delillerin derlenmesi değil, isnadı zayıflatan verilerin de dosyaya geçirilmesidir. Bu yükümlülüğün kapsamı, sonraki aşamada verilecek kararın gerekçesi bakımından da önem taşır.
Bu evrenin sonunda kural olarak iki karardan biri verilir. Toplanan deliller suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturmaya elverişliyse Cumhuriyet savcısı iddianame düzenler ve kamu davası açılır. Böyle bir şüphe oluşmamışsa veya kovuşturma olanağı bulunmuyorsa kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilir. Bu karar uygulamada “takipsizlik kararı” olarak da anılmaktadır.
Kanun, belirli koşulların birlikte gerçekleşmesi hâlinde kamu davasının açılmasının ertelenmesine de imkân tanımıştır. Erteleme ayrı koşullara ve ayrı sonuçlara bağlı olduğundan, kovuşturmaya yer olmadığına dair karardan farklıdır ve onunla karıştırılmamalıdır.
İddianamenin düzenlenmesi hâlinde dosya mahkemeye gönderilir ve iddianamenin kabulüyle kovuşturma evresi başlar. Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğinde ise soruşturma, kamu davası açılmaksızın kapanır.
Kararın Verildiği Hâller
Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar iki ayrı sebebe dayanabilir. Birincisi, toplanan delillerin kamu davası açılmasını haklı kılacak yeterlilikte olmamasıdır. Burada tartışılan, yargılama sonunda mahkûmiyet kararı verilip verilmeyeceği değil, iddianame düzenlenmesini gerektirecek ölçüde delil elde edilip edilmediğidir.
İkincisi, kovuşturma olanağının bulunmamasıdır. Şikâyete bağlı bir suçta şikâyet süresinin geçirilmiş olması, şikâyetten vazgeçilmesi, dava zamanaşımının dolması, uzlaşmanın gerçekleşmesi ve edimin yerine getirilmiş olması ya da fiilin suç olmaktan çıkarılması bu kapsamda değerlendirilebilecek hâllerdendir. Bu durumlarda delil durumu ne olursa olsun kamu davası açılamaz.
Bir soruşturmada tek bir karar verilmesi zorunlu değildir. Aynı dosyada birden çok şüpheli veya birden çok fiil bulunduğunda, bir kısmı bakımından iddianame düzenlenirken diğerleri bakımından kovuşturmaya yer olmadığına karar verilebilir. Bu hâlde hangi şüpheli ve hangi fiil yönünden hangi kararın verildiğinin ayırt edilmesi, itiraz yolunun ve süresinin doğru belirlenmesi bakımından belirleyicidir.
Karar gerekçeli olmalıdır. Hangi delillerin toplandığı, bunların neden yeterli görülmediği veya kovuşturma olanağını ortadan kaldıran sebebin ne olduğu kararda gösterilir. Gerekçenin kapsamı, itiraz yolunda yapılacak denetimin de konusunu oluşturur.
Kararın Tebliği ve İtiraz Süresi
Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar, suçtan zarar görene ve hakkında soruşturma yürütülüp ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş bulunan şüpheliye tebliğ edilir. Tebligat, itiraz hakkının kullanılabilmesinin ön koşuludur.
İtiraz süresi, kararın öğrenilmesiyle değil, usulüne uygun biçimde tebliğ edilmesiyle işlemeye başlar. Ceza Muhakemesi Kanunu bu süreyi on beş gün olarak belirlemiştir. Süre tebliğ tarihini izleyen günden itibaren hesaplanır; sürenin son gününün tatile rastlaması hâlinde genel hükümler uygulanır.
Süre kesindir; geçirilmesi hâlinde karar kesinleşir ve olağan bir denetim imkânı kalmaz. Bu nedenle tebligatın hangi tarihte ve hangi adrese yapıldığı, ilk incelenmesi gereken noktadır. Tebligatın usulsüz olduğu hâllerde sürenin işlemeye başlamadığı ileri sürülebilir; bu itirazın da belgeye dayandırılması gerekir.
İtiraz, kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine yapılır. Dilekçe, kararı veren Cumhuriyet başsavcılığına da verilebilir; bu hâlde dosya ilgili hâkimliğe gönderilir. İtiraz hakkı, suçtan zarar gören tarafından bizzat veya vekili aracılığıyla kullanılabilir. Karar, ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye de tebliğ edilmekle birlikte, Kanun itiraz yolunu suçtan zarar gören bakımından düzenlemiştir.
Dilekçede, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olayların ve delillerin gösterilmesi gerekir. Yalnızca karara katılınmadığını bildiren, hangi delilin hangi nedenle eksik değerlendirildiğini açıklamayan bir dilekçe, incelemede karşılık bulmayabilir. İtiraz hakkının etkili biçimde kullanılabilmesi, soruşturma dosyasının içeriğinin bilinmesine bağlıdır.
İtirazın İncelenmesi ve Sonuçları
Sulh ceza hâkimliği itirazı dosya üzerinden inceler. İnceleme, soruşturma dosyasının tamamı ile dilekçede ileri sürülen hususlar üzerinden yürütülür. Hâkimlik, gerekli gördüğü hâllerde soruşturmanın genişletilmesine de karar verebilir.
İtirazın kabulü hâlinde Cumhuriyet savcısı iddianame düzenler ve kamu davası açılır. Bu sonuç, isnadın sabit görüldüğü anlamına gelmez; yalnızca iddianame düzenlenmesini gerektirecek ölçüde şüphenin bulunduğunu gösterir. Esasa ilişkin değerlendirme kovuşturma evresinde mahkemece yapılır.
İtirazın reddi hâlinde kovuşturmaya yer olmadığına dair karar varlığını sürdürür ve ret kararı ilgililere tebliğ edilir. Ret kararı, dosyadaki delil durumunun kamu davası açılmasına elverişli bulunmadığının tespitinden ibarettir; fiilin işlenmediğinin saptanması anlamını taşımaz.
Yeni Delil ve Yeniden Soruşturma
Kararın kesinleşmesi, aynı fiil bakımından her zaman için bir engel oluşturmaz. Ceza Muhakemesi Kanunu, yeni delil ortaya çıkması hâlinde aynı fiilden dolayı kamu davasının açılabilmesine imkân tanımıştır.
Aranan ölçüt, soruşturma sırasında bilinmeyen veya elde edilememiş olan ve kamu davası açılmasını haklı kılabilecek nitelikte bir delilin sonradan ortaya çıkmasıdır. Dosyada hâlihazırda bulunan bir delilin yeniden yorumlanması ya da aynı olguların farklı biçimde nitelendirilmesi tek başına yeni delil sayılmaz.
Yeni delil ortaya çıktığında izlenecek usul de Kanun’da düzenlenmiştir; yeniden dava açılabilmesi kural olarak sulh ceza hâkimliğinin bu yönde karar vermesine bağlıdır. Ayrıca yeniden soruşturma yapılabilmesi her hâlde dava zamanaşımı süresinin dolmamış olmasına bağlıdır. Şikâyete bağlı suçlarda şikâyet süresine ilişkin kurallar da ayrıca gözetilir.
Dikkat Edilecek Noktalar
- Soruşturma sonunda verilen karar esasa ilişkin bir hüküm değildir; beraat kararıyla aynı sonuçları doğurmaz.
- İtiraz süresi tebliğden itibaren işler; tebligatın tarihi ve usulü ilk denetlenmesi gereken noktadır.
- Süre kesindir; geçirilmesi hâlinde karar kesinleşir.
- İtiraz sulh ceza hâkimliğine yapılır; dilekçede olaylar ve deliller gösterilmelidir.
- İtirazın reddi, yeni delil ortaya çıkması hâlinde yeniden dava açılmasına engel değildir.
Suçun niteliği, özel kanunlarda yer alan farklı hükümler ve olayın kendine özgü koşulları bu değerlendirmeyi değiştirebileceğinden, her olayda ilgili hükmün ayrıca incelenmesi gerekir.
- ceza hukuku
- kovuşturmaya yer olmadığına dair karar
- itiraz
- ceza muhakemesi kanunu
- sulh ceza hâkimliği