Şikâyete Bağlı Suçlarda Altı Aylık Süre ve Şikâyetten Vazgeçme
Avukat Ömer Tör4 dakika
Türk Ceza Kanunu m.73, soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçlarda şikâyet hakkının fiilin ve failin bilinmesinden itibaren altı ay içinde kullanılmasını arar. Bu süre hak düşürücüdür; geçirilmesi hâlinde şikâyet hakkı düşer.
Hükmün Kapsamı
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 73. maddesi, soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olan suçlar bakımından iki temel kural getirir. Birincisi, şikâyet hakkının belirli bir süre içinde kullanılması gerektiği; ikincisi, şikâyetten vazgeçmenin belirli sonuçlar doğurduğudur.
Bir suçun soruşturulmasının şikâyete bağlı olup olmadığı, o suçu düzenleyen hükümde gösterilir. Kanun bir suç bakımından açıkça şikâyet aramamışsa, soruşturma re’sen yürütülür; bu hâlde suçtan zarar görenin başvurusu şikâyet değil, ihbar niteliğindedir ve herhangi bir süreye bağlı değildir. Bu ayrım pratikte belirleyicidir: re’sen soruşturulan bir suçta süre kaygısıyla acele edilmesi gerekmezken, şikâyete bağlı bir suçta sürenin kaçırılması hakkın tümüyle kaybına yol açar.
Sürenin Başlangıcı
Türk Ceza Kanunu m.73 uyarınca şikâyet hakkı, fiilin ve failin kim olduğunun bilinmesinden itibaren altı ay içinde kullanılmalıdır. Sürenin başlangıcı için iki unsurun birlikte gerçekleşmesi gerekir: hem fiilin hem de failin kimliğinin öğrenilmiş olması.
Bunun sonucu şudur: suç tarihinde fiil öğrenilmiş olsa bile fail bilinmiyorsa süre işlemeye başlamaz. Failin kimliğinin daha sonra öğrenilmesi hâlinde altı aylık süre o tarihten itibaren hesaplanır. Aynı biçimde, fail bilinmekle birlikte fiilin işlendiği sonradan öğrenilmişse süre öğrenme tarihinde başlar.
Sürenin başlangıcının tespiti çoğu uyuşmazlıkta ayrı bir tartışma konusudur; bu nedenle öğrenmeye ilişkin tarihi gösteren belgelerin (tebligat, yazışma, banka kaydı, mesaj kaydı) saklanması önem taşır.
Kesintisiz veya zincirleme biçimde işlenen fiillerde sürenin hangi andan itibaren hesaplanacağı ayrıca değerlendirilir. Fiilin devam ettiği hâllerde öğrenme anının tek bir tarihe indirgenmesi her zaman mümkün olmadığından, bu tür olaylarda fiilin ne zaman sona erdiği de dikkate alınır. Küçükler ve kısıtlılar bakımından şikâyet hakkının kimin tarafından kullanılacağı ise genel hükümlere göre belirlenir.
Altı aylık süre hak düşürücü niteliktedir. Süresi içinde kullanılmayan şikâyet hakkı düşer ve fiil, şikâyete bağlı olduğu için soruşturulamaz hâle gelir. Bu süre, suç için öngörülen dava zamanaşımı süresinden ayrı bir süredir; ancak Kanun, altı aylık şikâyet süresinin dava zamanaşımı süresini aşamayacağını öngörmüştür. Dava zamanaşımı dolmamış olsa dahi şikâyet süresi geçmişse soruşturma yapılamaz.
Birden Çok Fail veya Birden Çok Zarar Gören Bulunması
Şikâyetin, fiile katılan faillerden biri hakkında kullanılmış olması hâlinde diğerleri bakımından da sonuç doğuracağı kabul edilmektedir. Buna göre şikâyetin tek bir faile yöneltilmiş olması, fiile katılan diğer kişiler bakımından da soruşturma yapılmasına engel değildir. Buna karşılık vazgeçmenin iştirak hâlindeki etkisi, aşağıda görüleceği üzere Türk Ceza Kanunu m.73’te açıkça düzenlenmiştir.
Zarar görenin birden çok olması hâlinde ise her bir zarar gören kendi şikâyet hakkını ayrı ayrı kullanır ve süre her biri için kendi öğrenme tarihinden itibaren hesaplanır. Zarar görenlerden birinin şikâyet süresini kaçırmış olması, diğerlerinin hakkını ortadan kaldırmaz.
Şikâyetten Vazgeçme
Şikâyete bağlı suçlarda şikâyetten vazgeçme, soruşturma veya kovuşturmanın sona ermesi sonucunu doğurur. Vazgeçme soruşturma evresinde yapılmışsa kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesini, kovuşturma evresinde yapılmışsa davanın düşmesini gerektirir.
Türk Ceza Kanunu m.73, kovuşturma evresindeki vazgeçme bakımından önemli bir kayıt taşır: sanığın kabul etmemesi hâlinde vazgeçme sonuç doğurmaz. Bunun gerekçesi, sanığın beraat kararı elde etme yönündeki menfaatidir; düşme kararı, isnadın esasının incelenmediği bir sonuçtur ve sanık yargılamanın sürdürülerek beraatine karar verilmesini isteyebilir.
Vazgeçmenin bir diğer özelliği geri alınamaz olmasıdır. Şikâyetten vazgeçildikten sonra aynı fiil bakımından yeniden şikâyette bulunulamaz. Bu nedenle vazgeçme beyanı, sonuçları değerlendirilmeden verilmemelidir.
Vazgeçmenin ceza hukuku bakımından doğurduğu bu sonuç, aynı fiilden doğan özel hukuk taleplerini kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Maddi ve manevi zarara ilişkin talepler kendi usul ve süre kurallarına tabidir; ceza soruşturmasının düşmesi, bu talepler bakımından ayrıca değerlendirme yapılmasını gerektirir. Vazgeçme beyanının kapsamının, yalnızca şikâyete mi yoksa tazminat taleplerine de mi ilişkin olduğunun açıkça yazılması bu nedenle önem taşır.
İştirak hâlinde işlenen suçlarda, faillerden biri hakkındaki vazgeçmenin diğerleri bakımından da sonuç doğuracağı Kanun’da düzenlenmiştir. Bu kural, zarar görenin failler arasında seçim yapmasını engellemeye yöneliktir.
Şikâyet, İhbar ve Uzlaştırma İlişkisi
Şikâyete bağlı suçların önemli bir bölümü aynı zamanda uzlaştırma kapsamındadır. Bu hâlde soruşturma veya kovuşturma sırasında dosya uzlaştırma bürosuna gönderilir ve taraflar uzlaştırmacı aracılığıyla bir araya getirilir. Uzlaşmanın gerçekleşmesi hâlinde 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nda öngörülen sonuçlar doğar.
Uzlaştırma kurumu ile şikâyetten vazgeçme birbirinden farklıdır. Uzlaştırma, Kanun’da düzenlenmiş bir muhakeme yolu olup edimin yerine getirilmesine bağlanabilirken; vazgeçme, şikâyet hakkının sahibi tarafından tek taraflı olarak yapılan bir beyandır.
Şikâyet ile ihbar arasındaki usuli fark da bu noktada önem kazanır. İhbar, suç şüphesinin yetkili mercie bildirilmesinden ibarettir ve herhangi bir süreye bağlı değildir; re’sen soruşturulan suçlarda soruşturma bu bildirimle başlar. Şikâyet ise yalnızca bir bildirim değil, soruşturma ve kovuşturmanın yürütülebilmesi için aranan usuli bir koşuldur. Bu nedenle şikâyete bağlı bir suçta, süresi içinde şikâyette bulunulmaması hâlinde yetkili merciin kendiliğinden işlem yapması mümkün olmaz. Başvuru dilekçesinde talebin şikâyet mi yoksa ihbar mı olduğunun açıkça belirtilmesi, bu ayrımın sonradan tartışma konusu olmasını önler. Uzlaşma görüşmelerinde varılan anlaşmanın nasıl kayda geçirildiği ve edimin ne zaman yerine getirileceği, doğuracağı sonuçlar bakımından belirleyicidir.
Sonuç Bakımından Dikkat Edilecek Noktalar
Şikâyete bağlı suçlarda izlenecek yol bakımından şu hususlar öne çıkar:
- Fiilin şikâyete bağlı olup olmadığı, ilgili suç hükmünden tespit edilmelidir; şikâyete bağlı olmayan suçlarda süre kaygısı farklı işler.
- Altı aylık süre, fiilin ve failin öğrenilmesinden itibaren işler; öğrenme tarihini gösteren belgeler saklanmalıdır.
- Süre hak düşürücüdür; kaçırılması hâlinde şikâyet hakkı düşer.
- Vazgeçme geri alınamaz; kovuşturma evresinde sanığın kabulüne bağlıdır.
- İştirak hâlinde şikâyet ve vazgeçme, kural olarak tüm failler bakımından sonuç doğurur.
Suçun niteliği, özel kanunlarda yer alan farklı hükümler ve olayın kendine özgü koşulları bu değerlendirmeyi değiştirebileceğinden, her olayda ilgili hükmün ayrıca incelenmesi gerekir.
- ceza hukuku
- şikâyet
- türk ceza kanunu
- hak düşürücü süre